Veteriner Sıkça Sorulan Sorular

Adana'nın En Şirin Veteriner Kliniği

Veteriner Sıkça Sorulan Sorular
Veteriner Sıkça Sorulan Sorular2021-01-26T16:25:21+03:00
adana veterineradana veteriner

Veteriner Hekimlere Sıkça Sorulan Sorular

Adana veteriner kliniğimize gelen soruları pati dostlarımızın sağlığı için bir araya getirdik.

Evet. Sivrisinekler ve pireler yıl boyunca etraftalar, özellikle sıcak yerlerde daha yoğunlukta yaşamaktadırlar. Kalp kurdu da yıl boyunca risk oluşturduğundan her ikisi için de yıllık önlem alınması gereklidir.

Yavru bir kedi veya köpeği yetişkin mamasına erken geçirirseniz obeziteye ve sindirim sistemiyle ilgili rahatsızlıklara davetiye çıkarmış olursunuz. Biz kedi ve köpeklerin 10 ila 12. Aydan itibaren yetişkin mamasına geçmesini öneriyoruz.

Eğer herhangi bir cilt problem yoksa her 4 ila 6 haftada bir köpeğinizi banyo yaptırabilirsiniz.

İlk önce boynuna ve gerdanına bakın. Eğer herhangi bir anormallik yoksa veterinerliklerden mikro çipi var mı diye kontrol ettirebilirsiniz. Eğer çipi yoksa kaybolan hayvanlarla ilgili web sitelerinde ve sosyal medyada ilan paylaşımı yapmanızı öneririz.

Öncelikle satın alacağınız markayı araştırın, gıda kalitesi bakımından güvenilirliğini küçük dostunuz için çok önemli. Gerekli bakanlıklardan onay almış ürünleri satın almaya özen gösterin. Ayrıca küçük dostunuz kalori ve ne tür besin tüketmesi gerektiği hakkında veterinerinize danışın.

İnsanlarda olduğu kadar kedi ve köpeklerde de diş sağlığı ve bakımı oldukça önemli. Gıda kalıntıları ve bakteriler eğer temizlenmezlerse dişin üstünde kalır ve diş eti ekilmesine neden olur böle bir durumda ise küçük dostunuz dişini kaybedebilir.

Küçük dostunuzun nefesi balık veya balık ürünü yemediği halde kötü kokuyorsa veterinerinize danışmanız doğru olacaktır. Ayrıca düzenli diş kontrolü küçük dostunuzun diş sağlığı için gereklidir. Bu yüzden, muayene sırasında diş kontrolü de talep etmelisiniz.

Dişler açısından kuru mama ile beslenme, kuru parçaların çiğnenmesi ve parçalanması sırasında dişin üzerindeki plak ve tartarı da temizlendiğinden,  yaş mamaya oranla daha sağlıklı bir tercih olabilir. Diş taşı sorununu önlemek için sert ve kemirilebileceği oyuncaklar verin ve veterinerinizin tavsiyesiyle verilen kuru mamayı yedirin. Dişlerini fırçalamaya çalışın. Nasıl ve ne sıklıkta olması gerektiği hakkında yine veterinerinizden fikir alabilirsiniz. Ayrıca mümkünse her gün düzenli fırçalanması dişlerin üzerinde tartar birikmemesi için tavsiye edilen önemli bir ayrıntı.

Kedi/köpeğinize yumuşak, unlu ve şekerli gıdaları vermekten kaçının. Her 3-4 ayda bir, ağız ve dişlerini veterinerinize kontrol ettirin. Yemek yeme güçlüğü, ağız kokusu, diş etlerinde kızarıklık, ağlama, saklanma, başına dokunulmasından rahatsızlık duyma gibi durumlarda mutlaka vakit kaybetmeden diş kontrolü iççin randevu almalısınız. Sebepsiz davranış bozukluklarının aslında ağız ve diş sağlığındaki bir problemden ortaya çıkacağını sakın unutmayın.

Bu sorunun cevabı gerçekten zor çünkü hem yaş mamanın hem de kuru mamanın kendine göre avantaları var. Yaş mama küçük dostunuzun sıvı tüketimi açısından daha sağlıklıyken kuru mama da diş sağlığı iççin daha sağlıklı. Belirli bir dengede her ikisini de kullanabilirsiniz veya ufaklığın gıda ve kalori ihtiyacını da göz önünde bulundurarak veterinerinizden de fikir alabilirsiniz.

Sağlıklı bir cilt ve kürkten emin olabilmek için yapabileceğiniz birçok şey var. Dengeli bir beslenme başta olmak üzere küçük dostunuzu düzenli taramanız ilk yapılması gerekenlerden.  Ayrıca veterinerinizden onu ne zaman ve nasıl yıkamanız veya yıkamamanız konusunda da fikir almayı unutmayın.

Dünya genelinde, evcil hayvanların yüzde 50’ den fazlası obeziteden ve beraberinde gelen rahatsızlıklardan şikayetçi. Obeziteden kaçınmak ufaklığın uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için çok önemli. Obezitenin farkına varmak için soracağınız birkaç soru ve yapabileceğiniz birkaç şey var;

  • Ona dokunduğunuzda eğer kaburga kemiklerini hissedebiliyor musunuz?
  • Belinin kıvrımı bakıldığında belirgin mi yoksa yağlı bir bel çevresi mi var diye ufaklığı yukarıdan aşağı bir süzün, eğer yağlanma varsa genelde dizlerinden başlayarak kalçalarına, oradan da kuyruğa dek devam eder.
  • Ayrıca yürürken paytak paytak yürüyorsa yine gövdenin fazla yağlanmış olmasından kaynaklanır.
  • Taşırken ağırlığının arttığını fark ediyor musunuz, nefes alışları sık ve kısa mı, özellikle koşarken rahat nefes alıyor mu yoksa kısa sürede nefes nefese mi kalıyor. Vücut sıcaklığının artması da obezitenin bir diğer göstergesi.

Obezite birçok hastalığa davetiye çıkardığı için asla göz ardı edilmeyecek bir sorundur. Eğer bu belirtilerden şikayetçiyseniz mutlaka veterinerinize konuyla ilgili danışın.

Bazı özel cins kedi ve köpeklerin özellikle tüketmemesi gereken veya tüketmesi gereken gıdalar vardır. Bu gıdaların duruma göre çıkarıldığı veya eklendiği özel mamalar özel cinsler için üretilir. Kısır kediler için ise özel kalorisi düşük mamalar üretiliyor. Özellikle kısırlaştırma sonrası artan obezite tehlikesinden kaçınmak için sağlıklı olacaktır.

Küçük dostlarımız yavruyken daha hareketlidir ve ayrıca büyüme çağında olduklarından daha çok proteine ihtiyaç duyarlar bu nedenlerden dolayı yavrular için üretilen mamalar ile beslenmeli önemlidir. Tam tersi şekilde yaşlandıkça da hareketsizleşirler, bu yüzden yetişkinlik çağında yavru maması ile beslememek gerekir.

Öncelikle setiğiniz mamanın kedi ve köpeğiniz için uygun olan diete göre olup olmadığına dikkat edin. Genellikle yavrular, gençler ve yetişkinler olarak sınıflandırılan kuru ve yaş mamalar farklı kalori ve besin değerlerine sahiptir. Kedi veya köpeğiniz için tavsiye edilen mamanın gramaj eğrisine bakılarak vermeniz gereken miktarı belirleyebilirsiniz.

Kedi/köpeğinizin cinsine, bakım ve beslenmesine bağlı olarak değişiyor. Genellikle kedi ve köpekler 6 aylıkken kızgınlık dönemine girer.

Birçok ölümcül hastalığa karşı aşılar sayesinde onların hayatını kurtarıyoruz.  Düzenli ve zamanında aşı yaptırarak bu hastalıklara karşı bağışıklık kazanmaları sağlanıyor. Zamanında aşı yaptırılmazsa telafisi mümkün olmayan sağlık problemleri yaşanabiliyor.

Aşılar da bütün ilaçlar gibi nadiren de olsa alerji yapabiliyor. Bazen aşıdan 10 – 15 dakika bazen de 1 – 2 saat sonra kızarıklık, titreme, yüz ve göz çevrelerinde ödem gibi belirtilerle kendini gösterir. Zamanında ve doğru müdahale ile kısa sürede belirtiler kaybolur.

Köpek/kedinizin cinsine, bakım ve beslenme koşullarına göre değişebilmekle beraber, genellikle ilk kızgınlığını (çifleşme isteği)  6-7 aylıkken yaşamaya başlar. Kısırlaştırma için tavsiye edilen dönem  genelde 6 aydan sonrasıdır.

Kısırlaştırılmış hayvan genellikle çiftleşmez. Ancak çok nadir olmak üzere böbrek üstü bezlerinden salgılanan cinsiyet hormonlarının etkisiyle çiftleştikleri görülebiliyor fakat hiçbir şekilde yavrusu olmayacaktır.

Aşı veya ilaçlar ile kalıcı şekilde bir kısırlık sağlanamamaktadır. Kısırlaştırma işlemi; genel anestezi altında özellikle yumurtalık ve testislerin ameliyat ile alınması şeklinde yapılmaktadır. Bu operasyon sonrası hayvan ömrü boyunca yavru yapamayacaktır.

Kısırlaştırmanın kedinin huyuna doğrudan etkisi yoktur. Tüm yumurtalıkları alınmış olan kedinin östrogen hormonu minimuma ineceğinden bu hormonun yarattığı davranış şekilleri (asabiyet, çiftleşememeye bağlı huysuzluk, aşırı hareketlilik v.b.) ortadan kalkacaktır. Yani problemsiz bir kısırlaştırma kedinizi korktuğunuzun aksine daha sakin ve sevecen bir kedi yapacaktır. Kısırlaştırma sonrası dikkat edeceğiniz en önemli konu kedinizin kilo almaya yatkın olması gerçeğidir.

Kedi ve köpek sahiplerinin sık karşılaştıkları problemlerdendir. Genellikle diş ve diş eti hastalıklarından kaynaklanır. Bakteriler, salya, gıda artıkları birleşerek dişler üzerinde plaka (diş kiri, tabaka) oluşturabilir. Bu oluşumlar kötü nefes kokusunun temel nedenlerindendir. Diş ve ağız bakımı ihmal edildiğinde diş etlerinde yangı, diş taşları ve diş çürükleri gelişebilir.

Kötü nefes kokusunun diğer nedenleri:

  • Şeker Hastalığı, Böbrek hastalıkları, mide-barsak hastalıkları,
  • Kanser
  • Bazı viral ve bakteriyal enfeksiyonlar,
  • Ağız boşluğu hastalıkları,
  • Solunum yolu hastalıkları,
  • Bozuk veya bozulmaya yüz tutmuş sofra artıklarının tüketilmesi
  • Diğer ağız hastalıkları, ör. Bademcik iltihapları, bağışıklık sistemi hastalıkları.

Kötü nefes kokusu yakınması çoğu zaman önemli bir hastalığın belirtisi olabilir, üzerinde durmalısınız. Veteriner tarafından muayene edilmelidir.

Koku alamayan kediler çoğu zaman yemek de yemez. Hasta bir kedinin gücünü koruyabilmek ve iyileşmesine yardım etmek için, kedinizi beslerken, şu önerilerimizi dikkate alın:

  • Kedinize konserve mama verin. Kuru mamaya göre kokusu daha fazladır.
  • Mamayı bir mikrodalga fırında ısıtın,(fazla sıcak olmamasına dikkat edin) daha çok kokunun çıkmasını sağlayacak ve kedinizi yemeğe davet edecektir.

Kedinizin evinizdeki eşyaları tırmalaması tamamen doğal bir içgüdüdür. Tırmalama dolayısıyla kedilerdeki esneme hareketi, kaslarının sağlıklı kalabilmesi için gereklidir. Tırnak ve tendonlarının sağlığı için de mutlaka yapmaları gereken bir harekettir. Bu durum eşyalarınıza zarar veriyorsa çözüm olarak kedinize tırmalama tahtası veya benzeri bir eşya alabilirsiniz. Ancak kediler sıklıkla belirli bölgeleri tırmalamayı tercih ederler. Dolayısıyla tırmalaması için alacağınız bu eşyanın kediniz eve geldiğinde önceden bulunacağı alana konmuş olması onu seçmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca tırmalamasını istediğiniz yere alıştırmak için veteriner kliniklerinde ve evcil hayvan ürünlerinin satıldığı mağazalarda “catnip” adı verilen spreyler mevcuttur. Asla dayak veya ceza ile istenmeyen bölgeden uzak tutmayı denemeyin. Daha da fazla zarar vermesine ya da sizden soğumasına neden olabilirsiniz.

  • Seyahate çıkmadan önce Veteriner Hekim kontrolünden geçirilmelidir.
  • Yolculuktan 4–5 saat önce karnı doyurulmalı ve yolculuk boyunca su haricinde herhangi bir yiyecek verilmemelidir.
  • Tatil boyunca yanınızda yeterli yiyecek olmalıdır.
  • Sıcak havalarda; hayvanlar arabada yalnız bırakılmamalıdır.
  • Yolculuk sırasında veya gidilen yerlerde, yabancı madde ve zehirli bitkilere karşı dikkatli olunmalıdır.
  • Böcek sokmaları, güneş çarpması ve kaybolma gibi tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır.
  • Kimlik bilgileri ve telefonu içeren tasması takılmalıdır.
  • Aşı karnesi daima yanınızda bulunmalıdır.
  • Küçük bir acil yardım çantası, oyuncakları, kemikleri, yatağı, su ve mama kapları yanınızda olmalıdır.

Evcil dostlarla seyahat yazımızdan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Kedi ve köpekler ot yiyerek beslenen yani otçul hayvanlardan değildir. Oysa birçok kedi ve köpek sahibi kedi ve köpeğinin ot yediğini görmüştür. Çoğu zaman köpek veya kedi ot yediği zaman kusar. Kedi ve köpekler özellikle kediler sürekli kendilerini yalar ve temizliğini bu şekilde yaparlar. Ayrıca vücutta bulunan dış parazitleri de patilerinin yanında dişleriyle uzaklaştırmaya çalışmaları da tüy yutmalarına neden olmaktadır. Yedikleri otun içerisin de bulunan selüloz sayesinde yutulan tüyler yumuşatılarak kusma yoluyla dışarı çıkarılabilmektedir. Tam ve dengeli besin alamayan kedi ve köpeklerin de ot yediği az da olsa görülmektedir. Böyle bir sorun yaşandığında besinlerine yapılan takviyeler, öğün saatlerinin ve miktarlarının ayarlanması ile bu sorunu gidermek mümkün olabilir. Kısaca özetlenirse köpek ve kedilerin ot yemesi gayet doğal bir davranış biçimidir. Ancak evde bulunan bazı bitkiler ve çiçekler hayvanlar için zehirli olabilir. Bu konuda çok dikkatli olunmalıdır. Bu nedenle bahçeye ve sokağa çıkamayan kedilerin yemesi için hazır satılan ekilebilir, paketler içinde evde çimlendirebileceğiniz ürünler de bulunmaktadır.

Kedi ne yer ne içer diye sorulsa herhalde akla ilk gelen şey süttür. En doğal besinlerden olan süt fazla miktarda verilirse kediniz sütü sindiremeyeceğinden ishal olacaktır. Çünkü süt her kedi için sindirimi pek de o kadar kolay bir içecek değildir. Bu sebeple kedilere süt verirken daha özenli olunması ve onların bire bir oranında sulandırarak sindirebileceği ölçüde verilmesi gerekir.  Laktoz, süt şekeri de denilen, süte tat veren bir maddedir. Laktoz duyarlılığı insanlar ve hatta tüm memelilerde görülen bir durumdur. Sebebi vücutta laktozu sindirmeye yarayan laktaz enziminin bulunmamasıdır. Aşırı süt içilmesi durumunda sütteki laktoz yeterince sindirilemez ve kalın bağırsaklara giden laktoz, bakterilerin çoğalmasına ve bağırsak enfeksiyonlarının oluşmasına ya da bağırsaktan vücuda yayılan diğer enfeksiyonların başlamasına sebep olur. Kedinize süt verirken ölçünüz şu olmalıdır. Kedinizin 1 kg. ağırlığının karşılığında 1 gram kadar laktozu sindirmesi mümkündür. Yani 4 kiloluk bir kedi için 4 gramdan fazla süt verilmemelidir. Peki laktozun ölçüsünü nasıl anlayacaksınız? Pastörize sütlerin kabında içerisindeki laktoz oranı yazar. Sütün litre ölçüsüne kıyaslayarak laktoz dozajını ayarlayabilirsiniz. Ayrıca kedinize süt verirken verilecek süt kadar su eklemeyi unutmamalısınız. Bu sindirimi daha kolaylaştıracaktır. Önemli bir hatırlatma, süt asla suyun yerini tutmaz. Kedinize süt verdiğiniz için suyu kesmemelisiniz.

  • Ağız, burun, göz, kulak veya doğal vücut boşluklarından anormal akıntı
  • Aşırı uyku hali gibi anormal davranışlar.
  • İştah kaybı, aşırı kilo kaybı veya aşırı kilo alması, aşırı su tüketimi
  • Vücutta gelişen anormal şişkinlikler.
  • Yatıp kalkarken zorlanma
  • Vücudun herhangi bir bölümünü sürekli yalaması ve ısırmaya çalışması
  • Tüylerin düzensiz, donuk ve mat olması. Deride kepeklenme ve lokal tüy dökülmesi
  • Açık yaralar
  • Nefeste ve ağızda kötü koku ve dişlerde aşırı tartar birikimi
  • Hayvanda kabızlık veya ishal hali.

Tüm acil durumlarda kliniğimizi arayıp bilgi almanızı önemle tavsiye ederiz. Mutlu günler 🙂